Discussion about this post

User's avatar
pelikul's avatar

Daha güzel anlatılamazdı. Yalnız bu festivallerin arka planını az çok bilen ve bu yıl bu festivale seçilmemiş bazı filmleri izlemiş biri olarak şunu eklemek isterim: bu dediğiniz filmler Türkiye'de yapılmıyor değil. Devrimci bir öfkeyle yapılan, daha açık cesur politik referansları olan, ince kara mizahı olan filmler de var. Ama bu filmler Avrupa'daki bu festivallere seçilmiyor. Çünkü bahsettiğiniz otuzbir janrının asıl hayranı bu neo-sömürgeci, sahte entelektüel Avrupalı programcılar. Onların satın aldığı da bu: ölgünlük.

polat's avatar

Elinize sağlık hocam. Bu yazınız bana, bütün edebî külliyatını hayıflanma, yazıklanma ve içlenme üzerine kurmuş önemli bir yazarımızı hatırlattı. Sinemayı pek takip etmiyorum, bilemiyorum; ama edebiyatta bu tür metinlerin bağımlılık yapıcı bir etkisi de yok değil. Bahsi geçen yazarımızın kitaplarını da elime bir kez alınca “Ulan ne güzel yazmış” diye bırakamıyorum; ama sonlara doğru bu kez “Ne lüzumsuz satırlar bunlar” diye içim ofkeyle doluyor.

11 more comments...

No posts

Ready for more?