çeviri kırkayağı
yabancı dil bilgisinin iyi olduğuna (hatta anlaşıldığı kadarıyla herkesten iyi olduğuna) dair sanrılara kapılanından kitap basarken çevirmene para verdiği için içi yanana dek herkes her gün çeviri eleştirisi literatürüne eşsiz katkılarda bulunmaya devam ediyor. çevirmenlik yapan veya çeviri meselelerine dair bir zamanlar birileriyle üç beş kelime sohbet etmiş pek çok insan gibi benim de artık dinlerken, üstüne konuşurken sıkıntıdan baygınlık geçirmeme neden olan şeylerden biri “türkiye’de çeviri eleştirisi yok (ama tanıtımı var, boklaması var vs.)” şeklindeki (haklı) bahis ve bir diğeri sosyal medyada sayıları günden güne artan ipsiz sapsız “ay bok gibi çeviri” temalı veryansınlar.
dolayısıyla boş yapmıyorum, bu soruna çözüm olabilir umuduyla bir çeviri kırkayağı (translation centipede) projesi öneriyorum. izlemedim ama öyle bir film vardı galiba, insanların ağızlı g*tlü birbirine bağlanıp bir üretim (?) zincirine dönüştürüldüğü. south park’ta makarasını yapmışlardı bir ara…
plan şu: zincirin başı üçer basamaklı iki paralel hat şeklinde gelecek. kaynak metni üç ayrı çevirmen, birbiriyle temas halinde olmadan çevirecek ve ortaya a1, a2, a3 metinleri çıkmış olacak. diğer hatta aynı metin deepl, google translate ve bing translate makinelerine verilip b1, b2 ve b3 çevirileri yaptırılacak. bir editör a1-2-3 serisini tek bir metin halinde derleyip redaksiyonunu yaparak a4 metnini, başka bir editör aynı işlemi b1-2-3 serisi için gerçekleştirerek b4 metnini ortaya çıkaracak. a4 ve b4 metinleri piyasada iyi bilinen, sağ seçmenin de saygı duyacağı, prestijli (ne bileyim mesela italyan lisesi ve yeditepe hukuk mezunu) bir editör tarafından okunup “ihya” edilince c1 metnine ulaşmış olacağız. sosyal medyada kitap ve kafein hesaplarından rastgele seçilmiş 30 kişilik bir grupla pilot okunumu yapılan c1, gelen eleştiriler doğrultusunda nasipse d (yani doğru) çeviri olarak piyasaya sunulacak.
bu deneyi tabii ki okurlara iyi çeviri okutmak, kültür dünyamıza katkıda bulunmak için önermiyorum. çeviri boklama hobisine bir zarar vermeyi başarabilecek mi diye merak ediyorum sadece. bence imkânsız.
neyse, bu zevzekliğin üstüne konuya dair kendimce notumu da düşeyim bari, yazmak bedava: kötü çeviri de vardır, dolayısıyla kötü çevirmen de. (bence ikisinden de kötüsü türkiye’de yazı-çizi emekçilerinin celebrity olma merakı sonucunda ortaya çıkan can sıkıcı tip. bu sürekli kendini pohopohlayan ve bir süre sonra işsiz güçsüz takımı tarafından pohpohlanmaya başlanan figürler —ve ortaya saçtıkları deli zırvası kanaatler, arada sırada bunların isimleri/işleri etraflarında koparılan anlamsız fırtınalar— işin özüne çok daha fazla zarar veriyor.) fakat kötü çevirinin olabilirliği herhangi bir şeyi açıklamıyor, çözmüyor da. sanıyorum hiçbiriniz okuduğunuz çevirileri doğrudan çevirmeninden satın alıyor değilsiniz. bütün işi (yazarın veya) çevirmenin teslim ettiği metin dosyasını bir ticari ürüne dönüştürmek olan kurumlar var. bu kurumların yapması gereken şey iyi çeviri yaptırmak. değilse iyileştirilebilir çeviri yaptırmak. iyi çeviri yapabilecek insanları bulmak, bu insanlara haklarını vererek iyi metinler elde etmek. gelen çevirileri iyileştirebilecek insanlar istihdam edip bu insanlara da hakkını vermek.

